2017’nin kelimesi: RESILIENCE

Geçen yıl için bitsin lütfen, yeni yıla girelim, tüm olumsuzlukları geride bırakalım demiştik. Hatırlıyorum çok yorulmuştuk hepimiz. Bu yıl da farklı geçmiyor sanki. Hem ülkemizde, hem dünyada bir çok şey oluyor. Çoğuna şaşırıyoruz, bazen inanamıyoruz, çoğu zaman da olumsuz etkilenip üzülüp, öfkeleniyoruz. Bir yandan siyasi dalgalanmalar, bir yanda savaşla dans, bir yanda depremler, seller, yangınlar, bir yanda terör saldırıları, unuttuklarım vardır mutlaka. Kolay değil gerçekten, zor zamanlardan geçiyoruz.

Tam da bu zamanlarda içimizdeki gücü tekrar fark etme, kendimizi destekleme ve olayların tam da içinden öğrenerek, gelişecek, dayanıklı, esnek ve güçlü bir şekilde geçmek gerekiyor.

Tüm bunların adına İngilizcede Resilience kavramı kullanılıyor. Resilience nedir dersiniz: olumsuzluklara karşı hazırlıklı olmamız, yaşadığımız stres ve travmalarla başa çıkabilmemiz,  zor zamanlarda koşullara uyum sağlayarak, yaşadığımız zorluklardan öğrenerek, gelişerek çıkma kapasitemizdir.

Japon atasözü “Yedi kez düşüp sekiz kez ayağa kalk” der. Biz kim bilir kaç kere düşüp kaç kere kalktık. Şöyle bir düşünün hayatınızı, yaşadığınız dönemleri, zor zamanları, yeni rollerin getirdiği şaşkınlığı, değişim rüzgarlarını, kayıpları. Her birinden öyle ya da böyle geçtik, her birinden bir şeyler öğrendik, geliştik, tecrübe sahibi olduk. Hepimiz bu cümlelerdeki gibi zor zamanlarda tam da kalkarak hayatımıza devam edememiş olabiliriz. Düşüp uzun süre yerde kalmış ya da yara ala ala bugünlere geldiğinizi düşünüyor, artık kimselere ve hatta hayata güvenmiyor olabilirsiniz.

Sen nasıl tepki veriyorsun hayata? Bükülüp, esneyerek mi yoksa kırılarak mı? Düşüp kalıyor musun hayata karşı yoksa esneyerek, direnerek her şeye rağmen yola gücünü toplayarak devam mı ediyorsun? Zor zamanlarda “ne yanlış bende” demek yerine “neyim doğru” diye mi soruyorsun?

Her top yere atınca geri zıplamıyor, bazıları yerde kalıyor kum torbası gibi, bazıları çok az sekiyor patlamış gibi, bazıları da tam bir güçle geri sıçrıyor. Aslında hepimizin içinde var o yere çarpınca geri sıçrama gücü. Yeter ki biz neler yapabileceğimizin farkında olalım. Yeter ki biz kendimizi hayat yolunda giderken destekleyelim, bilinçli bir şekilde hayatımıza, kendimize, zihnimize, bedenimize yatırım yapalım.

Haydi gel resilience kavramın için kendine bir imge bul. Ne olabilir bir düşün. Bir top, belki bir silgi, hacıyatmaz, oyun hamuru, belki bir resim, belki bir kolye. Doğanın içinden bir şey olabilir, bir ağaç ya da bambu resmi belki. Yaratıcılığına güven.

Hayatın getirdiği güçlükler karşısında zihinsel, bedensel, duygusal ve ruhsal olarak bir bütünde iyileşmek için sorumluk almamız gerekiyor. Her bir alan için şu anda neler katabilirsin hayatına bir düşün. Zihnin için mindfulness kavramını hayatına sokabilirsin, bedenin için spora başlayabilir ya da yoga yapabilirsin, duygusal dengen için pozitif psikolojiye ne dersin, ruhsal yönün için her akşam hayatındaki 3 şükredecek durumu yazarak başlayabilirsin.

2017’yi daha bitmedi, sonraki yıllar da bu yılı ve geçmiş yılları aratmayacak bir resilience antrenmanı istiyor gibi, bugünden başlamaya ne dersin?

Uzm. psikolojik Danışman, Koç, Zeynep BALCI