Değişime Uyum Doğamızda Var – kadinim.com

İnsan bulunduğu her şarta uyum sağlıyor aslen. Bildiğimizden öte dayanıklıyız. Resilience -zorluklarla baş etme– eğitimlerimde katılımcıların sonunda hep keşfettikleri kendi yılmazlık hikayeleri oluyor. Çünkü hepimizin bir yılmazlık, azim ve uyum haritamız var.

Bununla ilgili oturup bir düşünelim derim:

Hayatınızda kaç kez orta, büyük çaplı değişimler oldu?

Ev değiştirme, iş değiştirme, evlenme, boşanma, başka şehre taşınma, üniversite için evden ayrılma bunlardan bazıları. Bir de daha derin etki yaratanlar var: kötü hastalık, yakınlarını kaybetme, göç, iflas etme ve benzeri… Belki bunlardan biri geldi başınıza.

Şimdi düşünün, bunlarla nasıl baş ettiniz? Nelerin üstesinden geldiniz? Zaman size ne sağladı? Kimler size destek oldu? Kısaca ayağa nasıl kalktınız? Uzun süre kalkamadıysanız bile, güçlendiniz, öğrendiniz ve muhakkak hayatınızda yeni kararlar verdiniz ve denediniz.

Bunları zihninizden birkaç saniye geçirmek bile özgüveninizi ve potansiyelinizi size hatırlattıysa ne mutlu bana.

Ve evet Haziran ayı ile birlikte bir eşikten geçiyor gibi hissediyor ama bunun endişesini yaşıyor olabiliriz. Aramızda tekrar işe başlayacak olanlar, toplu taşıma araçlarını kullanacak olanlar, bindiği asansörün düğmesine korkarak basacak olanlar ve tekrar yeni bir düzene alışmak zorunda olacaklar var. Bazıları için bu hemen olacak bazıları için biraz zamana yayılacak.  Esas olan eninde sonunda buna da uyum sağlayacağımız. Kendimize sadece birkaç hafta tanıyalım.  İşyerindeki güvenli ortam için aklımızdan bir sürü soru işareti geçiyor olabilir, bazı iş arkadaşları daha az kaygı taşıyor ve hatta kurallara daha az uyuyor olabilir. Bu da bizi şaşırtıyor ve endişelendiriyor mu? Çok normal. Ancak insan eninde sonunda zihninde evirip çevirip bilgiyi toparlar ve kabule geçer. Gerekli olan tek şey biraz sabır ve kendimize zaman tanımak. Baktınız bu uzun süre geçmiyor ve hatta derinleşiyor işte o zaman bir uzmandan yardım almak şart demektir.

Uyum sağlamak adına neler yapabiliriz?

Sabır ve Esneklik

Herkesin kendi özelinde uyum süreci yaşayacağını hem kendimiz hem çevremiz için anlayışla karşılamayı deneyelim. Aile bireylerinin, dostlarımızın ve iş arkadaşlarımızın endişe veya kaygı seviyeleri hala sürüyor olacaktır. Sosyal mesafeye yaklaşımlar da farklılık gösterecektir. Burada biraz gözlemci modunda olmak işe yarar. Öncelikle kendi duygularımızın ve tutumlarımızın farkında olmak kendimize karşı anlayış geliştirmemizi sağlar. Tabii ki çevremizdekileri gözlemlemek ve hatta sormak anlamaya çalışmak iletişim ve ilişkileri kolaylaştıracaktır. Ortak alanlarda nasıl yaşanacağını ve hangi temel kuralların geçerli olacağını tekrar gözden geçirmek güzel ve rahatlatıcı olmaz mı? Beklentileri bilmek ve buna göre hareket etmek kaygı ve endişeyi düşürür, güveni artırır. Kendi bireysel durumumuzu başkalarına anlatmak onlardan beklediğimiz desteği ve koyacağımız sınırları açık ve net ifade etmek de çok değerli olacaktır. Zira diğer uçta olmak çok yorucu ve verimsiz bir süreci çıkarır karşımıza.  Burada biraz sabırlı olmayı ve ortak yaşam koşullarına karşı esnemeyi hatırlamak işimize yarayabilir ne dersiniz?

 Nezaket, Şefkat ve Stresi Rahatlama  

“Neden böyle zorlanıyorum? Neden korkuyorum, ne anlamsız? Bak işte yapamıyorum!” düşünceleri bizi desteklemez, öz eleştiri iyidir bizi kendi alanlarımızın dışına çıkmaya zorlar ama dozu önemlidir. Bu dönemde önce bu duyguları görmek, tanımak, yaşamaya izin vermek ve onlarla bütünleşmemek işimize yarayacak bir strateji olabilir mi? Burada, önemli olana hem kendimize hem çevremize karşı nezaket ve şefkatle yaklaşmak olmalı. İşimize yaracak bir düşünce ise: “bu tüm insanlığın ortak derdi” cümlesidir. İkinci soru ise “neye ihtiyacım var?” sorusudur. Bu sorunun cevabı hepimiz için farklıdır. Belki güvende hissedene kadar yalnız kalmaya, belki dostlarla yeniden buluşmaya, belki daha fazla veri toplamaya, belki de yazmaya…

Gelecek ile ilgili endişe seviyemizin tekrar yükseldiği anlarda ise dikkatimizi şimdiki ana gelmeye davet etmek ve şimdiki anda yaşadığımız güveni, sabitliği, sağlığı fark etmek yararlı bir metoddur. Tabii hepimizin strese verdiği cevap ve bize iyi gelenler listesi de farklı. Bu dönemde yeniden eğlenmek, mizah, sevdiklerimizle bir araya gelmek, sanat ve müziğin şefkatli kollarına sığınmak listemizde yer alsın diye öneririm.

Başta dediğim gibi, eninde sonunda uyum gelir, önemli olan neleri öğrenerek yolumuza devam ettiğimiz, nelere tutunduğumuz neleri bırakmaya karar verdiğimiz.

Sibel YÜCESAN