#EvdeKal’a Evet, Peki Nasıl? – kadinim.com

Evdeyiz yeni bir düzendeyiz. Zaten var olan ev hayatı ve düzeninin içine işimizi de getirdik hepsini sığdırmaya kotarmaya çalışıyoruz. Belki de acı çekiyoruz, stres olduk, panikledik. Endişe, kaygı, korku, panik bilmediğimiz duygular değil elbette. Tanış olduğumuz ama kim bilir belki sevmediğimiz çekindiğimiz duygular.

Salgın öncesi hayat odağımızda başarı, performans, hedefler, mutluluk, hep iyi olma hali vardı değil mi? Daha doğrusu hep gündemde bunlar tutuluyor idi. Hayat daha hızlı daha da hızlı akmaya çalışırken, belki de tökezleyip duruyorduk ama düşmemek için hemen kendimizi toparlayıp devam ediyorduk. Aslında dünyada tuhaf şeyler oluyordu. Tuhaflık yerkürenin ritmi, iş hayatının ritmi, ev hayatı ritminin farklılaşması üzerinden yürüyordu. İnsan olarak bizler bu hızlanan ve değişen ritme ayak uydururken zihin, ruh, beden ve duygu sağlığımızın bozulduğunu ve panikleme halimizin arttığını belki fark ediyor belki etmiyorduk. Ve evet şimdi gözle görmediğimiz bir olgu bizi bambaşka bir formata ve düzene itti. Belirsizlik ve karmaşıklık hissi bizi sardı. Mekandan ve zamandan bağımsız olarak çalışma hayatımız devam ediyor. Ve biz bunlara ayak uydurmaya belki “asla evde uzun süre yaşayamam” gibi zihinsel kalıplarımızı mecburen aşmaya ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Bu bir süre daha devam edecek gibi. Hatta sandığımızdan daha uzun sürecek gibi. Evde kalmak, evin içinde iş düzeni yaratmak, sosyal izolasyonun duygusal ruhsal sıkıntılarıyla baş etmek, iki toplantı arası mutfağı toparlamak veya bir spor seansı sığdırmak iyi bir planlama gerektiriyor.

Evdeki hayatın içinde zindeliğimizi, esenliğimizi sürdürmek kolay olmasa da mümkün. Ben şahsen nelere dikkat ediyorum paylaşmak isterim.

Günü planlamak

Her sabah kalktığımda, hatta bir gece önceden – zira kalkış saatini bile planlamak iyi olabiliyor- o günü planlıyorum. Gün içinde yapılacakların listesini çıkartıyorum ve hatta zamanlama bile yapıyorum. Listede hem iş e-mailleri toplantılar var – ki onlara öncelik veriyorum- hem de kişisel gelişim ve bakım amaçlı katılacağım online eğitim, spor vs gibi aktiviteler var. Tek seferde tek iş yapıyorum çünkü çoklu iş bende stres yaratıyor. O işi bitirip kısa bir mola verip ve bu molada sevdiğim bir şey yapıp sonra diğer işe geçiyorum. Böylelikle yapılacaklara çek işareti atıp stres seviyemi kontrol ediyorum. Molalarda sevdiğim köşede kahve içmek, ailemi aramak, müzik dinlemek, mandala yapmak gibi alternatiflerim var. Günde iki kez haber dinliyorum. Sabah kalktığım ilk yarım saat hatta 1 saat ve gece yatmadan önceki zaman dilimini ise sakin geçirmeye çabalıyorum. Dolayısıyla, plan yapmak ve akşam planıma bakıp bitirdiklerim için kendimi tebrik etmek bana iyi geliyor.

Hareket etmek ve dengeli beslenmek

Bedenimi çalıştırmak benim için önemli. Beden çalıştıkça, beynin bilişsel kapasitesi olumlu etkileniyor. Yani düşünme, yaratma, problem çözme gibi becerilerimizde iyileşiyoruz. Bu yüzden sabahları bedenle ilgili online spor olanaklarına muhakkak bakıyorum. Gün içinde bol bol ev içi yürüyüş, belirli saat aralıklarında kalkıp dolaşmayı unutmamak için bazen alarm kuruyorum. Tüm bunları yaparken bedenimin sesine de kulak veriyorum. Bazen bana mesajları oluyor. Yorulmuş ve dinlenmek istiyorsa ona saygı duyuyor, zorlamıyor ve köşeye çekilip sakinliyorum. Dengeli beslenmek benim için şu demek. Bazen bedenimi şımartmak adına istediğim şeyi istediğim miktarda yemek ama sonraki gün daha az ve kalorisiz yemeye dikkat etmek. Benim düzenim de üç öğün var ama ara öğün yok. Hastalıktan korunmak ve immün sistemimi sağlamlaştırmak adına yemeklerimde seçici oluyorum tabii. Bol sebze, meyve, su benim vazgeçilmezlerim. Burada hepimizin kendi bedenine özgü denge kavramı vardır bunun farkında olmak ve sürdürmek değerli olan sanırım.

Duyguların sağlıklı paylaşımı

Evde bazen iş paylaşımından hoşlanmıyorum veya haberler canımı sıkıyor veya bazen işler yetişmiyor veya arkadaşlarımı özlüyorum. Tüm bunların yarattığı olumsuz duyguların farkındayım. İlk hedefim bu duygular zihnimi ele geçirdiğinde fark etmek ve bu duygulara bir mesafeden bakmak. Bazen kendimi şöyle şeyler söylerken buluyorum: Evet Sibel şu an öfke duyuyorsun çünkü ev işlerini çok sevmiyorsun veya arkadaşının babasının hastanede olduğunu duydun kaygı duygun yükseldi gibi.

Böyle zamanlarda sadece fark etmek bile o duygunun sakinlemesine yol veriyor. Sonrasında bu duyguyla ilgili genelde yazıyorum ya da bir mandala yapıyorum. Başka bir yöntem eşimle kızımla bunu konuşmak olabiliyor ama bunda da negatif duygu sarmalına girmemeye özen gösteriyorum. Kısaca bu duyguları normal kabul ediyorum ve sağlıkla akmalarına izin vermeye gayret gösteriyorum.

Ev içinde ilişkileri ve iletişimi yönetmek

Sakinleşmek, tepkimi kontrol etmek benim için önemli. Bu yüzden sakinleşmek adına mindfulness pratiklerini uyguluyorum. Günde sadece 5-10 dakika buna vakit ayırmak bile bana iyi geliyor. Mesela nefesime, beş duyuya, seslere bilerek isteyerek seçerek odaklanmak zihnimdeki fırtınayı dindiriyor. Hem kendime hem aileme karşı davranışlarımı da olumlu etkiliyor. Birbirimizi daha iyi dinlemek, anlamak, empati geliştirmek adına ilişkilerimde ve iletişimde de mindfulness uyguluyorum. Zaman zaman hepimiz kendi köşesine çekiliyor, sessiz kalıyor, kendi alanında istediğini yapıyor ve birbirimize saygı duyuyoruz. Eşim veya çocuklarım bir şey açıklarken dikkatimi o konuşmaya getirmeye, karşımdakinin ne demek istediğini anlamak adına gözlerinin içine bakmaya ve o bitirmeden tekrar konuşmamaya, varsa kendi yargılarımın farkına varmaya özen gösteriyorum. Her zaman bu konuda iyi miyim, tabii ki hayır. Öyle zamanların da mesajını anlamaya çalışıyor ve hep çabalıyorum.

Bugünlerde huzur çatılarımızın altında ve içimizde inşa edilmeli, işe kendi özümüze bakmakla başlıyoruz sanırım.

Hepimiz için bir sınav ama başarabiliriz.

Sibel Yücesan