Hızımızı Park Edelim, Hayatı Fark Edelim – kadinim.com

Biz sanıyoruz ki hep koşmak lazım, hep hızlı olmak ve daha da hızlanmak lazım… Biz sanıyoruz ki üç dört işi bir arada yürütmek, e-maili kontrol ederken telefona cevap vermek, onu da yaparken müşteri raporunu okumak ve tepemize dikilmiş birinin sorusunu cevaplamak esas marifet olan… Biz sanıyoruz ki yavaşlarsak geride kalırız, geride kalırsak bir daha hızlanamayız… Biz sanıyoruz ki durmak çok ayıp, durursak üstümüzden geçerler ve bizi oyundan silerler.

Tanıdık geldi mi? Bu dönemin hissettirdiği “yetişememe”,“birşeyleri kaçırma” hali. Bunun panzehirinin de daha da hızlanmak olması gerektiğine inanmamız… Bunu belki de hissediyoruz ama çoğunlukla çözümünü bilmiyoruz. Ve biz sanıyoruz ki sadece biz yetişemiyoruz, oysa diğerleri ne de güzel koşuyor, yakalıyor, hayatla uyumlu dans ediyor.

Oysa doğaya bakarsak, hayvanların arasında en hızlı koşan çita bile zaman zaman duruyor, etrafa bir bakıyor avlanacağı gazel ya da ormanı gözlüyor, gücünü topluyor, iki soluklanıyor ve ondan sonra tekrar hızlanıyor.

Keşke biri de bize dese ki; “gel otur, iki soluklan, o kadar koşmasan da olur, gücünü toplamak için arada mola al, enerjini yönetmek için dinlen, yavaşla, sakinleş. Bu yavaşlamanın olabilmesi için adımlarını sayman, hızını farketmen, bu hızın içinde kaçırdıklarını görebilmen, yaşamın bir performans kaygısına heba edilmeyecek kadar değerli olduğunu hatırlaman ve yeni bir bakış açısının da mümkün olabileceğini farketmen lazım.”

Hatırlayalım ki bu hız, bu yüksek devir ile makinayı yakabilir, sigortaları attırabilir, etrafı karanlığa boğabilir. Belki de bedenimiz, zihnimiz çoktan bize imdat sinyalleri gönderiyor da biz onları duymamaya, yok saymaya ve ruhumuzu geride bir yerde unuttuğumuzu bilmeyerek koşmaya devam ediyoruz.

“Zaman nasıl akıp geçiyor farkında olamıyorum, toplantıda aklımı başka yerlere kaçmış yakalıyorum”

“İş ev birbirine karıştı, düşüncelerimi durduramıyorum”

“Eyvah! hepsini yemişim, ne ara!

“İyi uyuyamıyorum”

“Defalarca okuyorum ama odaklanamıyorum.”

“Çocuğum anlatıyor ben dinleyemiyorum.”

diyorsanız öncelikle hayatı fark etmenizi ve hızınızı zaman zaman park etmenizi sağlayacak “mindfulness” ile tanışma vaktiniz gelmiş demektir.

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) özünde, şu çılgın dünyada zaman zaman bilerek, isteyerek seçerek bir mola verme hali.

Tekrar hızlanmak için bilinçli yavaşlamanın reçetesi Mindfulness…

Mindfulness, bilmediğimiz bir şey değil, hatırlamamız gereken, hatırlamak için antreman yapmamızı isteyen ve sonunda çok da işe yarayan bir stres yönetme aracı.

Uçarı kaçarı zihnimizi, onunla seyahat eden dikkatimizi yönetmek, şimdiki zamana “şu anda” gerçekleşmekte olan neyse ona odaklanmak, bunu yargılamadan kendimizi dövmeden yapabilmek, eskiden olmuş veya yakında olabilecekler için pişmanlık duymamak, endişe etmemek, bunların dikkatimizi dağıtmasına izin vermemekle ilgili önemli bir teknik.

Mindfulness günlük hayatın koşturmacasında duygularımızın, bedenimizin, düşüncelerimizin farkına varmak demek. Bu farkındalığın gelişmesi için zaman zaman durmamız soluklanmamız, bu molalarda hayattaki keyiflerin olduğu kadar keyifsizliklerin de olduğunu görmemiz, bizde yarattığı duygu ve hisleri yargısızca tanımamız ve bunlarla ilgili eylemlerimize karar vermemiz demek. Aynı zamanda başkalarının deneyimleri konusunda daha iyi bir anlayış geliştirmemiz ve onlarla daha fazla empati kurabilmemize olanak sağlamak demek. Kısaca hayata tepki vermek yerine yanıt vermek, seçim yapmak ve bu seçimlerde de hata olabileceğini kabul edebilmek demek.

Nasıl oluyor da mindfulness bunları sağlıyor derseniz, kesinlikle arkasında bir sihir yok, gül bahçeleri de vadetmiyor. Mindfulness’ın arkasında kapı gibi bilim var, araştırmalar var, bir ton yazılmış kitap var, merak edenler için pratikleri öğreten dijital uygulamalar ve uzmanlar var.

Hayatında dört senedir mindfulness olan ve bu alanda çalışan uzmanlardan biri olarak önerebileceğim, mindfulness bu çılgın dünyada gaza basarken hayatı farketmemize ve stresimizi yönetmemize yardımcı olacak çok çok önemli bir fren sistemi.

Mindfulness özünde hepimizin sahip olduğu bir tohum. Bu tohumu toprağa ekmek için gereken tek şey pratik yapmak…

Yeter ki niyetiniz olsun, yeter ki hayatınızın koşturmacasını zaman zaman da olsa kontrol etmeyi seçin ve yeter ki teknikleri pratik etme konusunda sorumluluk almaya gönüllü olun, yeter ki bilinçli bir farkındalığın hayatınızda yaratacağı etkiyi deneyimleye aday olun.

Sibel YÜCESAN